Danıştay Başkanı Birden: Anayasayı değiştirme yetkisi keyfi ve sınırsız değil (1)

Danıştay Başkanı Mustafa Birden, anayasal metinlerin oluşumu sürecine toplumun tüm kesimlerinin iradesinin yansıtılması gerektiğini söyledi.

Birden, "Anayasayı değiştirme yetkisi, keyfi ve sınırsız bir yetki değildir. Yasama organı, kendisine hukukilik veren temel çerçevenin dışına taşmamalıdır." dedi.

Danıştay'ın 141. kuruluş yıldönümü ve Danıştay İdari Yargı Günü dolayısıyla, Danıştay Genel Kurul Salonu'nda düzenlenen törene Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Köksal Toptan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan ve çok sayıda davetli katıldı.

Törende konuşan Danıştay Başkanı Mustafa Birden, anayasaların, içeriği gibi, hazırlanış yöntemlerinin de önemli olduğunu vurgulayarak, anayasal metinlerin oluşum sürecine toplumun tüm kesimlerinin iradelerinin yansıtılması, değişiklik çalışmalarının her evresinin kamuoyuna açık olması ve herkesin bundan yararlanmasına olanak tanıyacak şekilde yürütülmesinin; demokrat, çağdaş ve çoğulcu bir anayasa için ön koşul olduğunu kaydetti.

Birden, "Anayasayı değiştirme yetkisi, keyfi ve sınırsız bir yetki değildir. Yasama organı, kendisine hukukilik veren temel çerçevenin dışına taşmamalıdır. Bir anayasa değişikliğinin hukuki çerçeve içinde cereyan etmesi, anayasada öngörülen usul ve şekil şartlarını taşımasının yanında, anayasanın ruhuna ve hukukun evrensel ilkelerine uygun olması ile mümkündür." diye konuştu.

Birden, halen yürürlükte olan 1982 Anayasası'nın değiştirilemez, değiştirilmesi dahi teklif edilemez maddeleri ile bu maddelerin göndermede bulunduğu, başlangıçta belirtilen temel ilkelere riayet etmek, devletin kuruluş felsefesine aykırı olmamak kaydıyla anayasada değişiklik yapılmasının mümkün olduğunu ifade etti.

Birden, "Cumhuriyet'imizin özü ve ulusal yaşamımızın temeli olan laiklik ilkesi ve laik eğitim kurallarını dolaylı dahi olsa erozyona uğratacak hiçbir düzenlemenin iç hukukumuzda yeri bulunmadığı gibi, uluslararası hukuk ve hukukun evrensel ilkeleri bağlamında da koruma ve himaye görmesi söz konusu değildir. Nitekim bu husus, Anayasa Mahkemesi'nin, anayasanın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişiklikleri iptal eden kararında nihai olarak belirlenmiş bulunmaktadır. İnsan hak ve özgürlüklerinin temelini oluşturan; devletin, farklı inanç ve yaşam felsefelerine eşit mesafede durmasını sağlayan; egemenliğin kaynağını millet iradesine bağlayan laiklik ilkesi, anayasa değişikliği çalışmalarında özenle korunması gereken temel kazanımlarımızın başında gelmektedir." şeklinde konuştu.

Yargı bağımsızlığını tam anlamıyla güvence altına almamış, iktidarların keyfi güç kullanımını dengeleyen mekanizmalara yer vermemiş, hukukun evrensel ilkelerini referans almamış bir anayasanın çağdaş ve demokratik bir anayasa olarak nitelendirilemeyeceğine dikkat çeken Birden, şöyle devam etti: "Anayasa hazırlama süreci ve genel ilkelere ilişkin olarak yukarıda yer verdiğimiz tespit ve değerlendirmeler bağlamında, son yapılan anayasa değişikliklerinin toplumsal uzlaşı ilkesini karşıladığını, aceleye getirilmeden kamuoyunun yeterli bilgi ve değerlendirmelerine sunulduğunu, hukuki ve teknik hiçbir eksikliğinin bulunmadığını söylemenin, mümkün olmadığı kanısındayız. Halk oylaması süreci devam ederken metin değişikliği yapma yoluna gidilmesi; değişikliklerin bir kısmının Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş olması; anayasa değişikliğinin, görevdeki cumhurbaşkanı ve meclisin görev süresi bakımından etkisi ile yeniden cumhurbaşkanı seçilebilme imkanı ve sayısına ilişkin hususların hukuki tartışmalara açık bulunması, gündemdeki anayasa değişikliği çalışmaları konusundaki eleştiri ve kaygıların ne derece haklı olduğunun en bariz göstergeleridir."

Anayasal ve yasal değişiklik çalışmaları hakkında getirilen öneriler ve bu konuda yapılan açıklamaların; yasama organının faaliyet alanına bir müdahale olarak algılanmaması gerektiğinin altını çizen Birden, "Açıklama, görüş ve önerilerimizin temelinde hukuk devletinin ve yargı bağımsızlığının aksayan ve eksik kalan kısımlarının düzeltilmesi amacından başka bir şey bulunmamaktadır." görüşünü savundu.

Birden, anayasa değişikliği çalışmalarının yargıya ilişkin kısmının, Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği arasında, Birliğe katılım yolunda yürütülen müzakere süreci kapsamında hazırlanan, "Yargı Reformu Stratejisi Taslağı" ile birlikte düşünülmesi gerektiğine işaret etti.

(CİHAN)


10 Mayıs 2009 Haberleri 1 2 3 4 5