Danıştay davasının Ergenekon davasıyla birleştirilmesi konusu cumaya kaldı

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, verdikleri hükmün Yargıtay Ceza Dairesi'nce bozulmasının ardından Danıştay davasının Ergenekon davasıyla birleştirilmesi konusunda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nden muvafakat istedi. Mahkeme heyeti, Ergenekon davasının 8 Mayıs Cuma günkü duruşmasında bu konunun karara bağlanmasını kararlaştırdı. Muvafakat verilmesi durumunda Ergenekon davasıyla birleştirilen Danıştay davası tekrar ele alınacak.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada Mehmet Zekeriya Öztürk, Ayşe Asuman Özdemir'in elektronik postalarında şahsıyla ilgili bazı ithamları olduğunu belirterek Özdemir'e bazı sorular soracağını söyledi. Öztürk'ün, "Takma bir isim, mahlas ya da lakap kullanıyor musun?" şeklindeki sorusu üzerine Özdemir, kendisine aile içinde 'Kontes' denildiğini, süse ve şatafata düşkün olduğu için bu ismin takıldığını ifade ederek başka bir isim kullanmadığını söyledi. Valiliğe bağlı Dünya Türkleri ve Akraba Toplulukları Derneği'nde muhasebeci olarak çalıştığını, kişisel bilgi toplamadığını ifade eden Özdemir, Kemal Çapraz ile birlikte Ufuk Ötesi adlı aylık siyasi gazetede çalıştığını, kendisinin serbest olduğunu ifade etti. Özdemir'in, "Çapraz yaşasaydı bu davada hakikaten tanığımdı" demesi üzerine Zekeriya Öztürk, Çapraz'ın özellikle Asya ülkelerinde MİT adına zaman zaman faaliyetlerde bulunduğunu söyledi. Bunun üzerine Özdemir, "Hiç olmazsa ölüleri rahat bırakalım" dedi. Özdemir, kendisine yöneltilen sorular sırasında 17 yaşından beri epilepsi hastası olduğunu, ancak bunun işini engellemediğini ve psikolojik bir rahatsızlık geçirmediğini belirtti.

Zekeriya Öztürk, asker olan Onur Dirik ile ilgili Özdemir'e soru yöneltmek isteyince, İşçi Partisi yöneticileri arasında yer alan sanıkların avukatlarından Hasan Basri Özbey, "Burada TSK mensuplarını hedef haline getirmek istiyor" diyerek tepki gösterdi. Zekeriya Öztürk de, "Ben Türk Silahlı Kuvvetleri'ni kendilerinden fazla koruyorum. Kendim de oradan emekli oldum. Kraldan çok kralcı olmasınlar" diye konuştu. İP Genel Başkanı Doğu Perinçek ise, sabahtan beri sessiz bir şekilde adeta polis sorgusu haline gelen bir çapraz sorgu dinlediklerini belirterek, suçla ilgisi olmayan, bilgisayarda ismi olan sanık ve tanıklık durumu bulunmayan kişilerle ilgili sorularla provokasyon ortamı hazırlandığını söyledi. Perinçek, Mahkeme Başkanı'nın "aslı astarı olmayan" bu sorulara izin vermemesini istedi. Bu sırada Ayşe Asuman Özdemir'e sık sık sorular soran sanık Kemal Kerinçsiz, oturduğu yerden sözlerin kendisini de hedef aldığını belirterek yüksek bir ses tonuyla "Polis sorgusu diyemezsiniz" şeklinde Doğu Perinçek'e tepki gösterdi. Zekeriya Öztürk de, "Soru sormaktaki amacım kraldan çok kralcı olanlara meydan vermek değil. Onlar TSK aleyhine yazı yazarken ben dağda çatışıyordum. Kendileri provokasyon yapıyorlar" dedi. Kendisini izleyenlerin ne asker ne de polis olabileceğini, PKK aleyhine yazılarından dolayı PKK'dan ağır tehditler aldığını ifade eden Özdemir, bunlardan şüpheleneceğini anlattı.

Sevgi Erenerol da, Özdemir'in bir gece kendi koğuşlarında kaldığını, Hepatit B taşıdığını öğrendiğini, çok rahatsız olması nedeniyle bir an önce hastaneye sevk edilmesini istediğini, koğuştan atılmasını istemediğini söyledi. Erenerol, Özdemir'in tahliye olduktan sonra "Sevgi Erenerol beni koğuştan attırdı" şeklinde açıklama yaptığını belirterek "Koğuşta diğer kızlar, gece geç saatlerde revire götürülmesini istemiş. Ben de bir büyüğünüz olarak bana durumu anlatmanızı beklerdim diye kızlara söyledim" dedi. Koğuştan çıkarılmasının ısrarla Sevgi hanım ve arkadaşlarının isteği olduğunun kendisine söylendiğini belirten Özdemir ise, "Çok ağrıma gitmişti. Koskoca revir, tek başınasın. Hepatit B de olmadığım ortaya çıktı. Bu nedenle üzüntüyle böyle bir ifade kullandım. Eğer yanlış aksettirilmiş ise özür diliyorum" dedi. Özdemir, üye hakim Hasan Hüseyin Özese'nin soruları üzerine, bilgisayarında bulunan resimler ve yazılardan oluşan İşte Hayat adlı 15-16 sayfalık dosyanın tamamen askeri öven bir çalışma olduğunu, içinde manzara, eski kilise ve mola yerlerinin bulunduğunu söyledi. Özdemir, bu dosya nedeniyle istihbaratçılıkla suçlanmasına da tepki gösterdi.

Sanık Ayşe Asuman Özdemir'in çapraz sorgusu 14.15'te tamamlandı. Bundan sonra tutuksuz sanıklardan Kemal Şahin'in savunmasına geçildi. Hayatının terörle mücadele ederek geçtiğini belirten emekli Özel Harekatçı Şahin, "2000 yılında emekli oldum. Bu tarihten sonra bir güvenlik şirketinde spor salonunda çalışarak 3 çocuğumu okuttum. Kimsenin kişisel verilerini toplamadım. Devletin gizli bir değnekçisi değilim. Ne amaçla veri toplayacağım" dedi. Görev yaptığı dönemde 3 generalin danışmanlıklarını yaptığını, askeri birliklerin başında eğitmen olarak bulunduğunu söyledi. Kiloya vurulduğunda üç kilo takdirname aldığını ifade eden Şahin, tek hatasının Türkiye Cumhuriyeti'nin bütünlüğünü sağlamak için yaptığı hayali şema olduğunu söyledi. "MİT'in Ergenekon Kuruluşu" adlı 3 sayfalık şemayı 2002 yılında geçirdiği psikolojik rahatsızlık sırasında kendisinin hazırladığını anlatan Şahin, "Spor salonundaydı. Kayboldu. 2007'de ortaya çıktı. Bu yazı benim başımı yaktı. Bu yüzden burada yargılanıyorum. Ergenekon denilen gladyo vesaire gibi hayali dokümanları tanımam bilmem. Böyle bir örgütü tanımıyorum. Üyesi de değilim. Genelkurmay ve emniyet kayıtları incelenirse Türkiye'de en fazla operasyonu yapan benim olduğum görülecektir. İddianamede terörist olduğum söyleniyor. Terörist demek vatan haini demektir. Ben vatan haini değilim. Terörist kelimesiyle yargılandığım için gerginim" dedi.

Savunmasının ardından Savcı Mehmet Ali Pekgüzel'in sorularıyla Şahin'in çapraz sorgusuna geçildi. Pekgüzel, "İfadenizde MİT'in Ergenekon kuruluşu adlı şemayı bunalımlı bir döneminizde kendinizin hazırlandığınızı söylediniz. Bunu hazırlarken birinden yardım aldınız mı?" diye sordu. Şahin ise kimseden yardım almaya ihtiyacı olmadığını belirterek, "Kendi mantığımla hayali bir strateji yazdım. Bilgi birikimimle böyle bin tane yazabilirim. Ancak düşünce suçu denilebilir. Bunun da cezası varsa çekerim" diye konuştu. Savcının soruları üzerine Şahin, Ergenekon ismini kendisinin verdiğini, bunu da çocukluğundan beri bilinç altına yerleştirilmiş olan milliyetçilik duygusuyla yaptığını söyledi.

Savcı Pekgüzel, "Sizin hazırladığınız bu şema ile Ergenekon ana dökümanı ve Lobi belgesinin bazı bölümleri benzerlik taşımaktadır. Bunu nasıl açıklayacaksınız?" diye sordu. Bunun üzerine Şahin, "Devlete olan sevgimden dolayı düşüncelerimi devreye soktum. Bunlar evrak üzerinde kalmış, uygulamaya konulmamıştır. Burada sinema yapmaya gerek yok. Hem ben PKK devlete el koyacak demiyorum ki. Devletin üniter yapısı yıkılamaz diyorum" şeklinde konuştu. Savcı Pekgüzel'in "Sizin yazdığınız, İsmail Yıldız'a gönderdiğiniz ve onda ele geçirildiği belirtilen bu belge hayali olarak hazırlanmış bir belgeye benzemiyor" demesi üzerine Şahin, "Sizdeki taktiği tatbiki olarak uygulayacaksınız tabii ki. Neticede savcısınız. Ancak İsmail Yıldız benim amirim, üstüm değil. 5 sene görüşmemişim" dedi. Savcının soruları üzerine Şahin, "Ben İsmail Yıldız'dan para filan istemedim, samimiyet derecem yok, 2002'den beri de hiç görüşmedim" diye konuştu.

Tutuklu sanık Kemal Kerinçsiz'in ilginç talebi dikkat çekti. Kerinçsiz, mevcut dokümanlara göre 1999 yılında kurulduğu iddia edilen Ergenekon'un geçmişte Gladyo olarak anıldığını vurgulayarak, "Ergenekon adlı bir örgütün NATO tarafından kurulup kurulmadığı ve desteklenip desteklenmediğinin NATO'dan sorulmasını talep ediyorum." dedi.

Sanıklardan Hayrettin Ertekin ise araştırılması halinde İstanbul'da Güneydoğu'dan getirilen birçok mühimmat ele geçirilebileceğini belirterek, "Operasyonda Özel Harekatçılara dokunulmuyor. Jandarma da emniyete yönelik böyle bir örgüt yaratabilir. Niçin böyle bir örgüt yaratmadı merak ediyorum. Ama hileli yollarla böyle bir örgüt yaratılmasını istemem." dedi.

Tutuklu sanık Muzaffer Tekin, Bostancı'da Devrimci Karargah örgütüne yönelik operasyonda ölü ele geçen Orhan Yılmazkaya ile kendisinin ilişkilendirilmesine tepki gösterdi. Bu konuda medyada çıkan haberlerden örnekler gösteren Tekin, "Benim Orhan Yılmazkaya ile telefon görüşmesi yaptığım iddia ediliyor. Ben söz konusu şahsı görmedim ve tanımam. Adı geçen şahıslarla iddia edilen görüşmeleri yapıp yapmadığımın tesbit edilmesini talep ediyorum." dedi. Gazete kupürlerinden o dönemde TBMM Başkanı olan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile bir şehit cenazesi ve Ümraniye'de bir açılış töreninde aynı karede göründükleri fotoğrafları göstererek "Bülent Arınç bu örgütün neresindedir?" dedi.

Tutuklu sanık Kemal Kerinçsiz'in avukatı Tolga Akalın, Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan 2. iddianamenin tutuksuz sanıklarından Sinan Aygün hakkındaki suçlamalarla Kerinçsiz hakkındaki suçlamaların ve ifadelerinin benzerlik gösterdiğine dikkat çekti. Soruşturma kapsamında önce tutuklanıp ardından avukatlarının itirazı üzerine Köksal Şengün başkanlığındaki heyet tarafından tahliyesine karar verilen Sinan Aygün ile müvekkilini madde madde mukayese eden avukat Akalın, mahkeme başkanı Köksal Şengün'e, "Sinan Aygün adaleti istiyoruz" dedi.

Taleplerin ardından Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, mahkemeye ulaşan evrakları okudu. Gelen bir evrakta bazı sanıklar hakkında askeri makamlara itaatsizlik suçlamasıyla dava açıldığının belirtildiğini söyledi. Ayrıca sanık Kemal Kerinçsiz'in talebi doğrultusunda bazı sanıklara ilişkin banka kayıtlarının da mahkemeye ulaştığını açıkladı. Başkan Şengün, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, Danıştay davasına ilişkin verdikleri kararın Yargıtay Ceza Dairesi'nce bozulmasının ardından aynı mahkemenin bu bozma kararına uyarak, davanın Ergenekon davası ile birleştirilmesi konusunda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nden muvafakat istemiyle bir yazı gönderdiğini açıkladı. Her iki dava sanıklarının bir arada yargılanmalarının faydalı olacağını gerekçe gösteren Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, Danıştay davasıyla ilgili olarak Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin gönderdiği yazı gereği muvafakat verilmesini talep etti.

Tutuklu sanıkların tahliye taleplerinin reddine karar veren mahkeme heyeti, Danıştay davası ile ilgili olarak kararın ise 8 Mayıs 2009 tarihli duruşmada karara bağlanmasını kararlaştırılarak duruşmayı 7 Mayıs 2009 perşembe günü saat 09.30'a ertelediklerini açıkladı.

Mahkemenin muvafakat vermesi durumunda, daha önce Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde karara bağlanan ancak Yargıtay Ceza Dairesi'nce verilen hüküm bozulan Danıştay davası, Ergenekon davası ile birleştirilecek. Her iki dava sanıklarının da aynı mahkemede tek dosya üzerinden yargılanmasına imkan verebilecek bu karar nedeniyle Danıştay davası da tekrar ele alınabilecek.

(CİHAN)


06 Mayıs 2009 Haberleri 1 2 3 4 5