Dünya Bankası Türkiye Başekonomisti: Türkiye'nin finans kaynakları henüz kurumadı

Dünya Bankası Türkiye Başekonomisti Mark Thomas, küresel ekonomik krizin ilk zamanlarında, ülkenin bu kadar darbe alacağını beklemediklerini söyledi. Thomas, 2008'e kadar çok sayıda yatırımın gelmesiyle oluşan kapasite birikiminin bunda etkili olduğunu ileri sürdü. Türkiye'd,e birçok ülkedeki gibi dış finansman kaynaklarının kurumadığına işaret eden Thomas, Türk şirketlerinin yabancı ve yerli bankalarla iyi ilişkileri, kur oranlarının tahmin etmesi, yatırım açısından cazip yerlerin bulunması, Türkiye'nin hâlâ iyi bir pazara sahip olarak rahat zamanlardaki olumlu özelliklerinin yatırımcıları harekete geçirebiliyor olmasını avantajlar olarak sıraladı.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'nın (TEPAV) Dünya Bankası işbirliğiyle Ege Bölgesi Sanayi Odası meclis salonunda düzenlediği "Küresel Kriz ve Türkiye'ye Etkileri" konulu panelde konuşan Başekonomisti Thomas, Türkiye'nin kriz öncesi yatırımcı çeken özelliklerini koruduğunu aktardı. Mark Thomas, krizin etkisini azaltmaya yönelik politikalar geliştirilirken üç boyutun gözönünde tutulması gerektiğini belirterek şu önerilerde bulundu: "İlk boyutta yatırımcı güveni sağlanmalı. İkinci boyut istihdam. 2001'de istihdam bu kadar kötü etkilenmemişti. Türkiye'de dinamik ve genç iş gücü olduğu gözönünde tutulmalı. Üçüncü boyut olarak yavaşlamanın, toplum içinde en kırılgan olanlar üzerindeki etkisi azaltılmalı. En kırılgan olan grup çocuklardır. Dünyanın her yerinde en fakir aileler hep çok çocuklu. Türkiye bizi şaşırtmıyor. 2008'in yarısına kadar Türk ekonomisi zaten yavaşlama göstermeye başlamıştı. Üretici güveni ve imalatta düşüş vardı. Sonra kri geldi ve dış finansman etkilendi, ihracat çöktü, üretici güveni yok oldu. Şirketlerin net dış borçlanması da problem çıkarıyor. Bunun akabinde ihracatta sıkıntı ortaya çıktı."

TEPAV Direktörü Fatih Özatay ise krizin Türkiye'yi dört kanaldan etkilediğini belirterek, hükümetin 2009'da IMF ile anlaşması gerektiğini savundu. Özatay, "Bu tek başına yeterli değil. Tıkanan iç ve dış kredi kanalları çalıştırılmalı. Bankaların dış borç ödemeleri için kaynak aktarılmalı. Kredi garanti fonu uygulanmalı. Dış talebi arttırmak için harcama eğilimi en yüksek olan işsizlere ve emeklilere destek verilmeli. Bu önlemler alındığında, 2009'da ekonomideki küçülme yüzde 3,5 olur. İşsizlik oranı yüzde 16 bekleniyordu, bunun üzerine çıkılacağı görülüyor. 2010 yılı değerlendirmesinin yapılabilmesi için küresel malî krizin ve ihracatın nasıl gelişeceğini görmemiz gerekir." dedi.

EBSO Başkanı Ender Yorgancılar da kriz ortamında reel sektördeki daralmaya rağmen bankaların bilanço kârlarını devamlı arttırmasının çelişkisine işaret etti. Yorgancılar, "Bankalar, ellerindeki finansmanı sanayiciye yüzde 16 maliyetle vermek yerine, kendi aralarında gecelik faizle yüzde 12-13 oranında değerlendirmeyi tercih ediyor. Bu da sanayicinin paraya ulaşmasını zorlaştırıyor. Türkiye, ekonomik hedeflerine reel sektörün üretimi ve ihracatı yoluyla ulaşır." şeklinde konuştu.

(CİHAN)

Dünya Bankası Türkiye Başekonomisti: Türkiye'nin finans kaynakları henüz kurumadı

15 Nisan 2009 Haberleri 1 2 3 4 5