Başbakan Erdoğan, bölgesel, dinsel ve etnik milliyetçiliği eleştirdi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kadına karşı cinsel ayrımcılığın, ırkçılıktan bile kötü olduğunu belirterek, "Özellikle etnik milliyetçilik konusunda ülkemizde ne yazık ki ciddi sapma var." dedi. Erdoğan, etnik milliyetçiliği eleştirerek, "Bu ülkede ayrımcılıktır. Ben Kürt vatandaşımı Kürt kardeşim olarak sevebiliyorum. Türkü sevdiğim kadar seviyorum." dedi.

Başbakan Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, AK Parti Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen 'Siyaset Kürsüsünde Ben de Varım' konulu hitabet yarışması ödül törenine katıldı. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, 1 milyon 200 bin üyesiyle dünyanın en büyük kadın örgütlenmesine sahip partinin genel başkanı olarak siyaset kürsüsünde kadınları görmekten, temsil mekanizmalarında kadınların etkinliğine şahit olmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

Fırsat Eşitliği Komisyonu'nu Meclis'te kurduklarını ifade eden Erdoğan, "Bununla birlikte inanıyorum ki Kadın Kolları noktasında AB sürecini yakın takibe alarak, süreci kovalayacaktır. Kadınların siyasetteki ağırlığının nüfus oranına paralel şekilde gelişmesini istiyoruz. 29 Mart için belirlediğimiz çıta ortadadır. 3 meclis üyesinden biri kadın olacak. İlk dörtten 1'i genç, 1'i kadın olacak. İşi lafta bırakmamak için bu adımı attık. Ayrıca vurgulamak istediğim bir şey de AK Partili kadın milletvekillerimizin bu komisyonda aktif rol oynamaları ve bunu da farklı ülkelere taşımalarıdır. Biz sadece rakamsal değerleri arttırmanın peşinde değiliz. Kadınların temsil oranını önemsediğimiz gibi Türk siyasetine yeni bakış getirmelerini, kadın gözüyle siyasetin zenginleşmesini de önemsiyoruz." dedi.

Erdoğan, bölgesel, dinsel, etnik milliyetçilik yapmayacaklarını söylediklerine işaret ederek, konuşmasına şöyle devam etti: "Bunların karşısındayız, bizim kitabımızda, siyaset anlayışımızda bunlar yer bulamayacak dedik. Hiçbir töre, cinsiyet ayrımcılığını mazur gösteremez. Özellikle kadına karşı cinsel ayrımcılık, ırkçılıktan bile kötüdür. Özellikle etnik milliyetçilik konusunda ülkemizde ne yazık ki ciddi sapma var. Bunun bedelini ülkemiz ağır ödemeye devam ediyor. Bu ülkede 30'u aşkın farklı etnik unsur var. Hepsi kendine belli bir rakam biçiyor. Bakıyorsunuz birisi 20 milyonuz, diyor. Birisi 25 milyonuz, diyor. Rakamları bir araya getirdiğinizde biz herhalde matematikten anlamıyoruz, diyoruz. Herhalde Türkiye nüfusu 200-250 milyonu geçer, diyoruz ama Türkiye nüfusu son sayım itibariyle 71.5 milyon oldu. Nasıl olur da böyle olur. Bizler bu rakamlarla uğraşmaktan çok, diyoruz ki 'Sen Türklüğünle, sen Kürtlüğünle, sen Lazlığınla, sen Arnavutluğunla övün diyoruz. Bu senin hakkın. Bizim için hepsi saygındır. Biz yaradılanı yaradandan ötürü severiz. Tüm etnik unsurlar saygı duymalı. Bizim anayasal vatandaşlığımız olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı altında hep beraber toplanalım ve saygı duyalım. Bir şeye tüm etnik unsurlar saygı duymalıdır, o da bizim Anayasal vatandaşlığımızdır. Türkiye cumhuriyeti vatandaşlığı çatısı altında hep beraber toplanalım, buna saygı duyalım. Bizi birleştiren bu çatı olduğu takdirde birliğimizi beraberliğimizi kimse zedeleyemez. Ama bakıyorsunuz ben bir Türkiye vatandaşıyım. Bunu anayasal anlamda kullan. Ama bunu kullanmakta zorlananlar var. Bu hastalık derecesine gittiği anda yatıyor, kalkıyor etnik milliyetçiliğini sürdürüyor. Bu ülkede ayrımcılıktır. Ben Kürt vatandaşımı Kürt kardeşim olarak sevebiliyorum. Türkü sevdiğim kadar seviyorum. Niye? Çünkü biz bu ülkenin çocuklarıyız, bu medeniyetin çocuklarıyız ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Öyleyse ayrımcılık bizde olamaz, olmamalı. Kim etnik milliyetçilik yapıyorsa ülkemi bölmeye yönelik hastalıktır. Böylesine de müsaade edemeyiz." dedi.

AK Parti'nin Güneydoğu'da, Doğu'da birinci olmalarının kendilerinin yaklaşımından kaynaklandığını anlatan Erdoğan, "Bölgesel milliyetçilik bizde yok. Ankara'nın Çankayası abad olacak, Ağrı Patnos berbat olacak. Böyle Başbakanlık olmaz. Şu anda bizi Hakkari'ye sokma noktasında tereddüt geçirenler Şemdinli'deki sınıflara bilgisayarları soktuk, herhalde onları acayip bir şey zannettiler. Dinsel milliyetçiliğe gelince, yüzde 99'u Müslüman diyoruz. Ne olursa olsun hangi inanç grubundan olursa olsun hepsine aynı mesafedeyiz. Herhangi bir ayrım yapamayız: Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olduğumuza göre tüm inanç gruplarının güvencesi olmak bizim görevimiz. Asla onlara engel koyamayız, asla önünü kesemeyiz." diye konuştu.

TÜRKİYE'DE 40 BİN KAÇAK ERMENİ VAR

Erdoğan, devamlı Ermenistan meselesinin kaşınıp durduğuna işaret ederek, "Biz hükümet olarak göreve geldik önce havayolunu açtık, o kapıyı açtık. Bir jest olsun dedik, Van Gölü içerisinde Akdamar içerisindeki kiliseyi biz hazinemizin parasıyla yaptık. Kendisine şifalar diliyorum, Mutafyan ile birlikte açılışı yapıldı. Biz niye yaptık, jest yapıldı. Şu anda ülkemde 40 bin kaçak Ermeni var. Biz onları tutuyoruz. Niye? Çünkü ülkelerinde yaşama imkanları yok. Oradan kaçtılar, geldiler. Biz de kapımızı açtık. Tarihte bunların örneklerini verdik, şimdi aynı örneği veriyoruz. Biz bunları iade edebiliriz ama etmiyoruz. Ama birileri kalkıp Türkiye aleyhinde kampanyalar yürütüyor, varsın sürdürsün." dedi.

FATMA ŞAHİN'İN KONUŞMASI SALONDAKİLERİ GÜLDÜRDÜ

Törenin açılış konuşmasını yapan AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanı Fatma Şahin, Roma tarihindeki Sezar ve Brütüs'ün olayına atıfta bulunarak, "Hitabet çok önemli ama siyasetçiler şuna dikkat etmeli. Brütüs 1 yıl sonra intihar etmek zorunda kalmıştır. Biz de ne aldanan, ne aldatan olacağız. Özümüzle sözümüzle delikanlı siyasetçi olacağız. Samimi ve dürüst olacağız. Başbakanımı örnek gösteriyorum." dedi. Şahin, konuşmasında hitabet gücüne örnek olarak Fatih Sultan'ın İstanbul'un fethi sırasında dile getirdiği 'Ya ben İstanbul'u alırım, ya İstanbul beni alır' sözü ile Atatürk'ün Çanakkale Savaşı'ndaki 'Ya İstiklal ya ölüm' sözünü de hatırlattı. R harflerini söylemekte zorlanan Şahin, bu durumun kendisinin hitabet gücüne etkisini de başından geçen bir olayla anlattı. Şahin, 'r' harfini söyleyememesi nedeniyle Başbakan Erdoğan ile arasında geçen ilginç diyaloğu şöyle anlattı: "Benim gibi 28 harfi kullanarak hitabet yapmak zorunda kalanlar var. Nasıl iş kazası yaşadığımı anlatmak istiyorum. Yıllardan 2001. AK Parti'yi Gaziantep'te eşim, ben ve bir mühendis arkadaşımızla birlikte kurduk. İl binasının açılışı için sayın genel başkanımız Gaziantep'e gelecekti. Biz sayın genel başkanımızı il binasının açılışı için havaalanından alıp, otobüse bindirdik. Sayın Başbakan elindeki notlara baktıktan sonra 'Fatma Hanım buralarda turizm alanları nereler?' diye sordu. Bunun üzerine 'Rumkale var efendim' dedim. Sayın genel başkanım notlara Yumkale diye yazıyordu. Ben Rumkale diyorum, Başbakanımız Yumkale yazıyor, ben Rumkale diyorum, Başbakanımız yine Yumkale yazıyor. Efendim dedim Rize'nin r'si. 'Peki başka neresi var?' diye sordu. 'Efendim bir de Yesenek var' dedim. Başbakan bu kez Resenek yazdı. Ben de bunun üzerine 'Sayın Başbakanım bu kez gerçek r dedim'" Şahin'in bu konuşması tüm davetlilerin kahkahalara boğdu.

81 ilde birinci olan yarışmacılara sertifikaları Başbakan Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından verildi. Törende Başbakan Erdoğan için hazırlanan bir film gösterildi. Sinevizyon gösterisinde Erdoğan'ın lise, askerlik ve siyasete ilk başladığı yıllardaki fotoğrafları yer aldı.

(CİHAN)


27 Ocak 2009 Haberleri 1 2 3 4 5