TİM Başkanı Büyükekşi: Moralimizi bozarak 7 yılda tırnaklarımızla kazıp söz sahibi olduğumuz pazarları kaybetmemeliyiz

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, "İşadamları olarak moralimizi bozmamalıyız. Zira moralimizi bozup sağlıksız kararlar alırsak; 7 yıldır tırnaklarımızla kazıp elde ettiğimiz pazarları kaybederiz. Moralimizi yüksek tutmalı ve edindiğimiz pazarlarda mutlaka kalmalıyız" dedi.

Büyükekşi, Gaziantep Genç İşadamları Derneği tarafından düzenlenen 'Küresel Kriz ve İhracat Sektöründe Tehditler, Fırsatlar' konulu sempozyuma katıldı. Burada konuşan TİM Başkanı, sanayici ve işadamlarını, kriz nedeniyle morallerini bozmamaları konusunda uyardı. Türkiye'nin 2001-2008 döneminde ihracatta birçok başarıya imza attığını hatırlatan Büyükekşi, krize rağmen bu başarının sürdürülebileceğini ve Cumhuriyetin 100. yılı 2023 için belirlenen 500 milyar dolar ihracat hedefinin yakalanabileceğini söyledi.

Türkiye'nin üretimini ve ihracatını emek yoğun sektörlerden teknoloji ve sermaye yoğun sektörlere kaydırdığını, buna bağlı olarak 2008 yılında en çok ihracat yapan sektörlerin otomotiv ve demir çelik ürünleri olduğunu anlatan TİM Başkanı, bunu değişim ekonomisi şeklinde nitelendirdiklerini kaydetti.

Yüksek faiz ve düşük kur politikasının ihracatı artırdığını, ancak ihracatçıyı para kazanamaz hale getirdiğini söyleyen Büyükekşi, her şeye rağmen morallerin yüksek tutulmasını istedi. 2001'de 27 milyar dolar olan ihracatın 2008'de 127 milyar dolara ulaştığını ve bunun, istenildiğinde nelerin başarılabileceğinin en iyi göstergesi olduğunun altını çizen Büyükekşi, şöyle dedi: "Onun için bu krizde de kesinlikle moralimizi bozmayacağız. Çünkü Türkiye bugüne kadar ihracatta koyduğu hedeflere ulaştı. Cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023'e ilişkin 500 milyar dolar hedefinden vazgeçmiyoruz. Biz diyoruz ki; biz ihracatçılar olarak kısa mesafe koşucusu değiliz. 7 yılda bu rakamları başardıksa bundan sonra da hedeflerimize ulaşacağız. Bunun içinde öncelikle kesinlikle moralimizi bozmayacağız. Çünkü işadamları olarak moralimizi bozarsak sağlıklı kararlar alamayız. Sağlıkla kararlar alamayınca da bu zamana kadar yaptığımız güzel şeyleri kaybederiz. İkincisi de pazarlarımızı kesinlikle kaybetmememiz lazım. Yurt dışında 7 yıldan beri tırnaklarımızla kazıp elde ettiğimiz pazarlardan geri çekilmemeli; bu pazarlarda mutlaka kalmalıyız. Vizyonumuzu da kesinlikle kaybetmememiz lazım."

Krizi aşabilmek için ekonominin canlı tutulması gerektiğini, bunun için de reel sektöre yönelik kredilerin artırılması gerektiğini belirten Büyükekşi, bu amaçla Eximbank'a 1 milyar dolarlık kaynak aktarılmasına öncülük ettiklerini söyledi. Bunun yanı sıra şu an 1 milyar TL olan Eximbank'ın sermayesinin kademeli olarak önce 1.5 milyar TL'ye, Mart ayında ise 2 milyar TL'ye çıkarılacağını belirten Büyükekşi, Merkez Bankası'nın (MB) da 1 milyar dolarlık reeskont kredisinin 900 milyon dolarını, kullanması amacıyla Eximbank'a tahsis ettiğini dile getirdi. Büyükekşi, MB'nin reeskont kredilerini kullandırmak amacıyla daha önce istediği bir takım koşulları kaldırdığını ve kredi kullandırma şartlarını kolaylaştırdığını açıkladı. İhracata destek amacıyla KOSGEB kanalıyla faizsiz 1 milyar dolarlık bir kredi verileceğini de açıklayan Büyükekşi, bu kredinin 6 geri ödemeli olduğunu, küçük ve orta boy işletmeler için 100 bin dolarla sınırlı bu rakamı 200-250 bin dolara çıkarmak için uğraşacaklarını aktardı. Büyükeşki, "Dolayısıyla büyük işletmelerimize reeskont kredisi, küçük ölçekteki firmalarımıza KOSGEB eliyle kredi kullandırmış olacağız" dedi.

Türkiye'de bir güven krizi olduğunu, bankaların 31 Aralık 2008 tarihi itibariyle 24 milyar TL paraları olduğunu, ancak bu parayı işadamı ve sanayicilere kredi şeklinde kullandırmadığını belirten Büyükekşi, bu güven sorununun aşılması amacıyla yeni bir kredi garanti fonunun oluşturulmasını istediklerini dile getirdi. Büyükekşi, "60 milyon dolar sermayeli mevcut kredi garanti fonu çok yetersiz. Biz yeni kurulacak bu fona, hazinenin 500 milyon dolar kağıt vermesini talep ediyoruz. Biz bu 500 milyon dolar sermayenin, sanayicimize ve ihracatçımıza gerekirse hisselerini de satın almak yoluyla bunun 5 katı yani 2.5 milyar dolara kadar finansman kullandırılmasını istiyoruz. Bu şekilde kriz ortamında firmalarımızın ayakta kalmaları da kolaylaşır diye düşünüyoruz" diye konuştu.

Finansmandan sonra en önemli sorunun istihdam olduğuna belirten Büyükeşki, bu konuda da muhtasar ve SSK borcu olmayan şirketlerin, işçi çıkarmamak şartıyla muhtasar ve SSK primlerinin yüzde 25'inin işsizlik fonundan ödenmesini önerdiklerini dile getirdi. Şu an kısa çalışma ödeneği adı altında yaklaşık 500 firmadan 50 bin kişinin ücretlerinin ödendiğini duyduklarını belirten Büyükekşi, önerilerini ilgili bakanlıklara ilettiklerini sözlerine ekledi.

Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Mehmet Aslan ise krizin aşılabilmesi için finansman sorununun çözülmesini istedi. Bunun hükümet eliyle çözülebileceğini belirten Aslan, şunları kaydetti: "Türkiye'nin bu küresel krizde fırsatları, diğer ülkelere göre daha fazladır. Eğer bu kriz dönemi iyi değerlendirilebilirse bizim şansımız daha yüksek. Komşu ülkelerle ticaretin öneminin herkes tarafından anlaşılması ve hükümetin bu konuda politikalar üretmeye başlaması sevindirici bir gelişme."

Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Başkanı ve TOBB Başkan Vekili Nejat Koçer de en büyük tehdidin istikrarsız kur olduğunu belirtti. Koçer, "Gaziantep ihracatta 81 il içerisinde 6. sırada yer aldı. Bu çok önemli. Bunun yanında teşvik almayan tek il konumundayız. Bu başarılar tesadüf değildir. Irak ile ihracatımız sürekli artıyor. Suriye ile ilişkilerimiz 3 yıl içinde arttı. Gaziantep, Türkiye'nin komşu ülkelerle ilişkilerini yönlendiren bir şehir konumunda. Bu işin sırrı, son 7 yıl içerisinde GTO, GSO ve İhracatçılar Birliği'nin yaptığı çalışmalardan geçiyor." şeklinde konuştu.

Kasım ve Aralık döneminde ülke ihracatındaki azalmanın bölgede görülmediğine dikkat çeken Güneydoğu Anadolu İhracatçılar Birliği Başkanı Abdülkadir Çıkmaz da şunları dile getirdi: "Kasım ve Aralık döneminde ihracatta Türkiye'de yüzde 20 azalma var. Çok şükür bizim bölgemizi etkilemedi. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde ihracatta yüzde 17-18 artış var. Bölgemiz ihracatı, Türkiye'nin toplam ihracatının yüzde 4'ünü oluşturmuştur. Ama maalesef 2009 yılının ilk ayında yüzde 5'lik düşüş yaşandı. Kriz dönemlerini sadece tehdit olarak değil, bir fırsat olduğunu unutmamalıyız. Bu nedenle bu kriz dönemini en iyi şekilde değerlendirmek için, bu sürecin iyi yönetilmesi hayati önem taşımaktadır. En mantıklı çözümleri bulmaya çalışmalıyız."

(CİHAN)

TİM Başkanı Büyükekşi: Moralimizi bozarak 7 yılda tırnaklarımızla kazıp söz sahibi olduğumuz pazarları kaybetmemeliyiz TİM Başkanı Büyükekşi: Moralimizi bozarak 7 yılda tırnaklarımızla kazıp söz sahibi olduğumuz pazarları kaybetmemeliyiz

26 Ocak 2009 Haberleri 1 2 3 4 5