“1948'den beri hep sürülüyoruz” (haber izlenim)

İsrail bombardımanlarında Birleşmiş Milletler şemsiyesi altındaki okul ve kurumlar, Filistinliler için güvenebilecekleri tek sığınak haline gelmiş. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin işlettiği onlarca okuldan biri olan Rimal Kız Ortaokulu da halen 500'den fazla kişiye ev sahipliği yapıyor. Tamamına yakını da Abdulab kabilesi üyesi.

Aile bireylerinden olan Faik Abdulab (59)hayatlarının hep sürgünle geçtiğini belirtiyor. Daha doğmadan başlayan bu sürgün hayatının 1956, 67, 73 yıllarında tekrarlandığını, 2009 yılına girdikleri halde bu çilelerinin sona ermediğini ifade ediyor. Şu an İsrail sınırları içinde bulunan Sderot'tan kovularak Gazze'ye sığındıklarını söylüyor Abdulab.

Zaten 1,5 milyonu bulan nüfusuyla dünyanın en kalabalık yerleşim birimlerinden olan Gazze'deki insanların yaklaşık yüzde 90'ını İsrail sınırları içinde kalan Tel Aviv, Kudüs, Hayfa, Aşkelon, Aşdod gibi kentlerden kovulanlar oluşturuyor. Dedesi 1948 yılında evini terk etmek zorunda kalan Ahmet Şefik de, aslen Yafa'lı olduklarını halen ayakta olan evlerinin disko olarak kullanıldığını belirtiyor.

Tek bir sınıfta en az 20 kişi kalıyor. Ya kadınlarla erkekler ayrı sınıflarda barındırılarak daha fazla insanın istihdamı sağlanmış ya da 2-3 aile aynı sınıfta kalarak, kadınlarla erkekler arasına sıralar dizilmiş.

Çatışmalar sırasında direnişçilerle İsrail tankları arasında kaldıklarını vurgulayan Şadiye Abdulal ise gidecekleri hiçbir yerleri olmadığını belirtiyor. İsrail bombardımanlarından evlerinin yıkıldığını söyleyen Şadiye Abdulal, bir an önce kendilerine bir an önce ev verilmesini aksi taktirde 5 çocuğuyla sokakta kalacaklarını belirtiyor. Önümüzdeki hafta okulların açılacağını, dolayısıyla burayı terk etmek zorunda kalacaklarını da ekliyor Şadiye Hanım.

Dünya yardıma koşmasına rağmen Gazze'nin her tarafına bu yardımlar gitmiyor. Okulda kalanlar da bu yardımlardan çok fazla yararlanamadıklarını belirtiyor.

Kızılay ile işbirliği yaparak gelen yardımları halka dağıtan Filistinli gönüllü yardım kurumlarından GIVE'in proje koordinatörlerinden Mühendis Lina Masri dünyadan çok fazla ayni yardım aldıklarını, ancak bu yardımları dağıtabilmek için maaşlı çalışana ihtiyaç duyduklarını, nakdi yardıma da ihtiyaçları olduğunu ifade ediyor. Hamas ya da El Fetih taraftarı olmadıkları için pek çok uluslararası gönüllü kuruluşun kendileriyle çalıştığını söyleyen Masri, diğer gönüllü Türk kurumlarıyla da işbirliği yapabileceklerini vurguluyor.

Sabah saatlerinde okula vardığımızda bir sınıftaki kahvaltıya da şahit oluyoruz. İki kişinin ancak doyabileceği miktarda ful, patates kızartması ve helva gibi 5 çeşit yiyecekle 20 kişi doymak zorunda olduklarını ifade ediyor Latife Abdulal. Soğuklara aldırmadan yalın ayak gezen çocuklarının bombardımanlar sırasında çok korktuğunu söyleyen Latife Hanım yoğun bombardıman altında sokakları koşarak BM okuluna sığındıklarını belirtiyor. Tankların evlerinin 25-30 metre kadar yakınına geldiklerinde çok korktuklarını ve sokakta çok sayıda ceset gördüklerini de ifade eden Latife Abdulal, "Eğer evi boşaltmasaydık şu anda hayatta olmayacaktık, çünkü tanklar evimizi de yerle bir ettiler." diyor.

Dükkânların hemen büyük kısmının halen kapalı olduğu Gazze'de insanlar halen sokaklarda dolaşmaya çekiniyor. Fırınlar, bakkallar, berberler, lokantalar, manavların çok azı açık. Havada ise Gazzelilerin Zennene dedikleri Heron casus uçaklarının sürekli vızıldayan sesini duyuyoruz. Gazze açıklarında bekleyen İsrail donanması da Gazzelilere korku salmak için belli aralıklarla boşa atışlar yapıyor.

Tüm bunlara rağmen Hamas halkı kazandıkları zafer kutlamalarına katılmaya çağırıyor. Anonslar arada bir havaya sıkılan kurşunların sesine karışıyor.

(CİHAN)


20 Ocak 2009 Haberleri 1 2 3 4 5