(ARKA PLAN) Kutlu Savaş, Susurluk Raporu'nda kayıp silahlara geniş yer ayırmıştı

Ankara Gölbaşı'nda yer altından çıkarılan çok sayıda silah ve mühimmat, gözleri bir dönem Susurluk davasında da gündeme gelen kayıp silahlara çevirdi. Ergenekon İddianamesi eklerinin yer aldığı 171. klasörde bulunan Susurluk Raporu'nda, yurt dışından alınan ancak menşeileri kayıtlara geçmeyen silahlarla ilgili kara noktalar belgeleriyle anlatılmıştı. Hospro firmasından alınan silahlar, Susurluk soruşturmalarının en önemli dosyaları arasında yer almıştı. Konuya raporunda geniş yer ayıran dönemin Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş, istihbarat alanında polis-jandarma-MİT arasında yaşanan icra karmaşasına da dikkatleri çekerek, güvenlik kurumları arasındaki işbirliğinin hangi noktalara kadar gerilediğini gözler önüne sermişti. Ergenekon savcılarının da dikkatini çeken rapor, iddianamenin eklerinden 171. klasöründe yerini aldı.

Korkut Eken'in Meclis Susurluk Komisyonu'na "Silahlar bende. Ancak devlet sırrı, yerini söyleyemem" dediği öne sürülen kayıp silahların hikayesini Savaş şu şekilde anlatıyor:

"...Polis Teşkilatı bu görünüm içinde önemli bir projeyi ele almıştır. PKK lideri Abdullah Öcalan'ın yakalanması veya öldürülmesi. Böyle bir projenin gerçekleşmesi, hem teşkilatın prestijini artıracak hem de siyaseten çok fazla prim yapacaktır. (Bu arada Tarık Ümit'te İngiltere, Belçika ve Hollanda'da Dursun Karataş'ın izini sürmeye başlamıştır. Uyuşturucu Taciri ve Hayali İhracatçı Nurettin Güven de aynı ekiptedir.)

Bu amaçla `örtülü ödenek'ten fon da ayrılmıştır. MİT kendi kaynaklarından 12,5 milyon doları defaten Emniyet Genel Müdürlüğü'ne nakit olarak tevdi etmiştir. (Bu ödeme, ancak Başbakan'ın talimatıyla olabileceği için niçin verildiği veya nasıl verildiği konusu detaye edilmemiştir.) Bu miktar daha sonra ve yine örtülü ödenek imkanlarıyla artırılmıştır. İddialar 70 milyon dolarlık bir fon oluşturulduğu şeklindeyse de Başkanlığımız bu meblağın 40 - 50 milyon dolar civarında olacağı kanaatindedir. Bu kanaat ilgililerle yapılan görüşmeler ve elde edilen diğer bilgiler sonucu edinilmiştir. Silah taciri Ertaç Tinar'ın İsviçre'de mukim Genel Müdürü Max Bretscher'in anlatımıyla `Ertaç Tinar 70 milyon dolar civarında bir fondan bahsediyor ve bununla Türk Hükümeti'nin temin edemediği silah ve araçların satın alınacağını anlatıyor' olsa dahi 70 milyon doların tamamının yurt dışına çıkmadığı hemen hemen kesin gibidir.

Ertaç Tinar, Londra'da yerleşik Hospro firmasının sahibi ve yöneticisidir. Hospro 100 poundluk sermayeye sahip bir tabela şirketidir. Uzun yıllar sağlık sektöründe faaliyet göstermiştir. Türk hastanelerine, İstanbul Üniversitesi sağlık kurumlarına milyarlarca liralık teçhizat satmıştır. Edinilen kanaat satın alınan bu cihazlarla hastanelerin özellikle de kalp ve damar cerrahi ünitelerinin ciddi şekilde suistimal edildiği şeklindedir...Ertaç Tinar 1994 yılında hatta 1993 yılı sonlarında Emniyet Genel Müdürlüğü'ne müracat ederek silah hibe etmek istediğini belirtmiş ve talep uygun görülmüştür. Bu arada birkaç ihaleye katılmıştır...Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre; Hospro 82 milyar TL.lık 154 kalem malzemeyi hibe etmiş, sadece 10 Baretta ve susturucusu kaybolmuştur. Ertaç Tinar'ın iş arkadaşı Max Bretscher'e göre Tinar `Bir yıl içinde Divonne'daki evini ödedi. Versoix'deki apartmanını aldı. 1.7 milyona yeni bir ev, bir 600 Mersedes, bir Crysler Voyager ve karısına bir Mersedes 320 satın aldı. Hepsini bir yıl içinde ve bu 70 milyon dolardan aldı...Hospro İsrail'den satınaldığı silahları hibe olarak Türkiye'ye sevketmiş ve Emniyet kayıtlarına hibe adı altında geçmiştir...Hospro firması İngiltere'de kurulmuş bir limited şirkettir.

Şirketin sahibi veya ortağı olarak görünen Ertaç Tinar, Geyve doğumlu bir Türk vatandaşıdır. Kendisi bilahare KKTC tabiiyetine girmiştir. Türkiye'de Hospro firmasının temsilcisi olarak Yabancı Sermaye Dairesi'nden izin alarak çalışmaya başlamıştır. Ertaç Tinar, 1993 yılına kadar sağlık alanında faaliyet göstermiş, Sağlık Bakanlığı'na çeşitli tıbbi araçlar satmıştır. Tinar, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Berkarda ile Metsan adıyla bir şirkette ortaklık kurmuş ve muhtemelen yine tıbbi cihaz satışında yer ve rol almıştır. Adıgeçen, daha sonra KKTC'nin Cenevre Fahri Konsolosluğu'na talip olduğunda referans olarak Adalet Bakanı Sn. Mehmet Ağar'ı göstermiştir...

-MOSSAD'DAN YARDIM-

Şirket 1991 tarihle beyanında, tıbbi cihaz ve ekipmanlarla ilgili uluslararası ticaret yaptığını açıklamaktadır. Ancak ticari faaliyetler, binlerce pound olarak değil yüzlü rakkamlarla bilançoda yer almaktadır... Önemli olan husus şudur; sağlık sektöründe faaliyette olan Hospro 1992 yılını takiben bu sektörde görünmemektedir. Bu tarihten sonra firma ve Ertaç Tinar Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarında ortaya çıkmaktadır. Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin 23.2.1994 tarihinde 'çok acele' kaydıyla bazı malzemelere ihtiyaç duyduğunu belirtmiş, 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesindeki muafiyetlerden yararlanarak ve pazarlık usulüyle Hospro firmasından alımı için Genel Müdür Mehmet Ağar 27.2.1994 tarihinde onay vermiştir. İlgili Daire yetkilileri Hospro'yu ve Ertaç Tinar'ı tanımadıklarını isimlerin `makam'dan verildiğini söylemişlerdir.

Ayrıca Hospro Limited'in nasıl ve nereden bulunduğu da belli değildir. Ertesi günü 28.2.1994 te toplanan ihale komisyonu 1.040.850 dolar olarak yapılmış teklifi %3 indirimle 1.009.000 dolar olarak hadde layık bulmuş ve satınalınmasına karar verilmiştir. Karar Mart 1994 te Genel Müdür Mehmet Ağar tarafından onaylanmış firma İsrail menşeili teçhizatı temin etmiş, Merkez Bankası 18.06.1994 te ithalat bedeli olan 1.009.000 doları toplam 32.5 milyar TL. karşılığı olarak transfer etmiştir. Bu satınalmanın bu kadar süratle yürümesi takdire şayansa da aynı hız diğer konularda görülememektedir. Yine aynı tarihte yapılan bir talep, yukarıdaki seyri takibederek 28.2.1994 te bu defa 1.211.214 dolarlık bir başka alıma konu olmuştur. Bir diğer alım ise 203 bin dolarlıktır. Her üç alım Hospro firmasından yapılmış ve standart %3 indirime tabi olmuştur. İhale Komisyonu kararları da 150, 151 ve 152 olarak birbirini takip etmiş Genel Müdür Mehmet Ağar her 3 kararı aynı tarihte imzalamıştır. Burada dikkati çeken temel husus, Hospro firmasının aniden devreye girişidir. Bir tabela şirketinin Türk Emniyet Teşkilatına milyarlarca liralık silah ve teçhizatı hibe etmesi de ilgi çekicidir. Eğer hibe, İsrail Devleti tarafından yapılıyor ise bu sistemin devletin diğer kuruluşlarınca oluşturulması gerekirdi. Eğer hibe olarak gösterilen işlem, gerçekte bir satın almaysa hiçbir gerekçe bu durumu izah edemez.

-"SİLAHLARIN KAYDI TUTULMADI"-

Emniyet Teşkilatında gelişigüzel işlemleri, terörle mücadele veya vatan için döğüşmekle de izah etmek mümkün olamaz. Kaldı ki süratli alım yapmanın bir çok yolu yukarıda açıklandığı üzere vardır ve süratle hareket etmek mümkündür. Silahlarla ilgili sorunlar bitmemiştir. Ülkeye gelen silah ve malzeme miktarı belli değildir. Özel Harekat Dairesi, naklettiği silahların kaydını tutmadığı gibi, Bakım - İkmal Dairesi'nden kolilerin `orijinal ambalajları açılmadan' kendilerine teslim edilmesini istemiş aradan aylar geçtikten sonra sayım yapılmış ve bize göre `istedikleri şekilde' kayıt tutulmuştur. Yapılan soruşturmalarda ise konu; Susurluk kazasında ortaya çıkan susturuculu Baretta'ya ilişkin kamuoyu baskısı sebebiyle, 10 adet kayıp Baretta ile sınırlı tutulmuştur. Hangi silahların ve malzemenin geldiği de bugüne kadar aydınlatılamamıştır. Hibe teçhizatın, temininden kayda alınmasına kadar bir seri hatalı işlem vardır. Emniyet Genel Müdürlüğünün o dönemde üzerinde durduğu esas konu ise Mossad'la ilişki kurmaktır. Ödemelerin, Ertaç Tinar'ın devreye girmesinin, İsrail'e yapılan ziyaretlerin esas amacı, Mossad ilişkisi ve Abdullah Öcalan'a karşı yapılacak operasyondur. Hatta hibe malzemelerin gerekçesinin de Öcalan karşılığı yapılan ve yapılacak ödemelerin kamufle edilmesi amacına dönük olduğu ifade edilmektedir. Ancak bu noktada da bir açıklık vardır. Ödemeler Ertaç Tinar'a yapılmakta hizmet İsrail'den beklenmektedir. Bu arada Milli İstihbarat Teşkilatı'ndan alınan bilgilere göre Ertaç Tinar halen tahsil edemediği 10 - 15 milyon doların peşindedir. Hizmet görülmediğine göre, bu ödemenin yapılmamış olmasını tabii karşılamak gerekmektedir. Ancak burada da bir problem vardır; bir başka ülkeden Hospro'nun teminat mektubuyla elde edilen silahlar, ödeme yapılmadığı için sevkedilememiş ve teminat mektubu nakte tahvil edilmiş ve Ertaç Tinar tarafından ödenmiştir. Değişen şartlar sebebiyle Türk tarafı ödemeyi yapmamakta, yapamamakta, parası ödenmiş silahlar Tinar'ın elinde kalmaktadır. Ödemelerin, İsrail'den elde edilecek destek Mossad istihbaratı için yapıldığı iddiaları da güvenilirliğini kaybetmektedir.

-"MİT DEVRE DIŞI BIRAKILDI"-

Buradaki önemli nokta, polisin yurtdışı önemli bir operasyonu üstlenmesindeki tercihtir. Böyle bir tercih yapıldığına, kaynak tahsis edildiğine göre Hükümet yetkililerinin bu konuda bilgisi ve onayı olmak gerekir. Bu tip işler için MİT'in devreden çakarılmasındaki isabetsizliğe de işaret etmek icab eder. Kaldı ki MİT'te bu yönde operasyon hazırlığı içindedir ve hazırlıklar uzun bir zaman almış, ancak Öcalan yapılan operasyondan sağ olarak kurtulmuştur. Suriye'deki tesis havaya uçurulmuş o sırada telefonla konuşan Öcalan'ın konuşması yarım kalmışsa da 20 dakika sonra telsizle konuştuğu tesbit edilince kurtulduğu ortaya çıkmıştır. Suriye askeri birlikleri operasyon mahallini ablukaya almış, bu operasyon Suriyeli ilgililer tarafından CIA veya Mossad'a mal edilmiştir. Gücün ve imkanların bölünmesi, öncelikle başarısızlığı tevlit etmiştir. Daha sonraları da her iki teşkilat diğerinin çabalarını küçümsemiş ve bu hal her iki teşkilatın işbirliği imkanlarını belki de yok etme noktasına kadar sınırlamıştır. Mossad Başkanı'nın Emniyet Genel Müdürü'nü, keza CIA yetkililerinin Emniyeti ziyareti bir başka olumsuzluğun sebebi olmuştur. İstihbarat Teşkilatları arasında, görevin MİT'e değil Emniyete verildiğinin Başbakan tarafından ifade edildiğinin iddia edilmesi ise, karşılıklı çekişmenin boyutlarını büyütmüş ve görev yapılmasını sınırlayan bir unsur haline gelmiştir. Bu arada Askeri istihbaratın da yurtdışına açıldığı bir başka iddia halinde söylenmiş, bu durum birbirini tamamlama amacının zıddı gelişmelerin ne kadar derin olduğunu ortaya koymuştur. Bu ayırım, teçhizat ve teknik yatırım ve harcamalarda da tekrarlara yol açmıştır. Bir taraftan aşırı kaynak israfı gündeme gelmiş, öte yandan kurumlar birbirlerini geri kalmakla, beceri noksanlığıyla itham etmeye başlamışlardır..."

(CİHAN)

(ARKA PLAN) Kutlu Savaş, Susurluk Raporu'nda kayıp silahlara geniş yer ayırmıştı

10 Ocak 2009 Haberleri 1 2 3 4 5